YanMenu

18
Haz

Basın açıklaması

Dilovası’nda kurulu Systemair HSK işyerinde çalışan işçilerin sendikamıza üye olmasının ardından şirket yönetiminin üyelerimize yönelik uyguladığı işten çıkarma, ücretsiz izin ve fiziki-psikolojik baskı kamuoyunun bilgisi dahilindedir. Sendikamız ilk günden itibaren ulusal ve uluslararası kamuoyunu objektif ve düzenli olarak bilgilendirmiştir. Öte yandan şirket yönetiminin sendikalaşmaya yönelik tahammülsüz tutumundan vazgeçerek, işyerinde çalışan işçileri temsil eden sendikamızla görüşmelere başlaması için girişimlerimiz de kesintisiz olarak sürdürülmüştür.


Ancak Systemair HSK yönetiminin çalışma barışı için çözüm yolları aramak yerine hukuksuzlukta ısrarı sürüyor. Dün kamuoyuna yapılan ve baştan sona bugüne kadar şirket yönetiminin sergilediği hak ve hukuk tanımayan tutuma dayanak oluşturma niyeti taşıdığı anlaşılan açıklama da bu yöndedir.

Şirket yönetimi yaptığı açıklamada sendikamızın üye sayısı olarak işyerinde yeterli çoğunluğu sağlamadığını, Bakanlığa kendilerine sadece sendikamızın işyerinde yetki tespiti isteminde bulunduğunu bildirdiğini ifade etmektedir. Oysa sendikamız işyerinde 6356 sayılı yasanın aradığı yeterli üye çoğunluğunu sağlamış, Çalışma, Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bu çoğunluğu kayıtlardan tespit etmesi için 9.10.2020 tarihinde başvuruda bulunmuş, Bakanlık incelemesini tamamlayarak işyerinde sendikamızın işçileri temsil etmek için yasanın aradığı üye çoğunluğuna sahip olduğuna dair “çoğunluk tespit belgesini” 15.10.2020 tarihinde tarafımıza iletmiştir.

Bu belge aynı zamanda işyerine de ulaşmıştır. Şirket yönetiminin açıklamasında yer alan “işyerinde sendikanın yetki alabilmesi için gerekli çoğunluk şirketimizde sağlanmamıştır” ifadesi doğru değildir. Belgesi bu açıklamamızın ekinde yer almaktadır.

Açıklamada sendikamızdan “yetkilendirilmemiş sendika” diye söz edilmektedir. Aynı açıklamada “en önemli değerimiz çalışanlarımızdır” da denmektedir. Hatırlatmak isteriz. Sendika, yetkisini en başta işyerindeki çalışanlardan alır. Şirket ise en önemli değerim dediği çalışanlarını, sendikalı oldukları için cezalandırmayı seçmiştir.

Şirketin yaptığı açıklamada ücretsiz izinlerin “sendikanın faaliyetlerinin pandemi dönemiyle birlikte arttırdığımız önlemleri sekteye uğratması sonucu, çalışanlarımızın kendi sağlıklarına yönelik endişe duymaya başlaması” nedeniyle uygulandığı ileri sürülmektedir. Sendikalaşma nedeniyle işçileri işyerinden uzaklaştırarak cezalandırmaya bulunan bu kılıf oldukça yaratıcı olmuştur. Hatırlatmak isteriz ki sendikamız işyerinde çoğunluk tespitini henüz almıştır. Bu süre zarfında ne şirket içinde, ne şirketin eklentilerinde herhangi bir sendikal faaliyette bulunmamıştır. Ayrıca işyerinde sendikal faaliyet işçilerin sağlık ve güvenlik koşullarını bozmaz, aksine iyileştirir. İşçilerin sağlık ve güvenlik koşullarını bozan işyerinde uygulanan baskı, ücretsiz izin uygulaması ve işten çıkarmalardır. Bunu anlayabilmek için uğradığı baskı nedeniyle fabrikanın nizamiyesinde rahatsızlanan üyemizin kamuoyuna yansıyan görüntülerini izlemek yeterlidir.

Özetle, şirket yönetiminin yaptığı açıklama, bugüne kadar uygulanan hukuksuzluklara dayanak oluşturmaktan uzaktır.

Oysa olanlar tüm açıklığıyla göz önündedir. Systemair HSK’da ulusal ve uluslararası normlarla güvence altına alınan temel işçi haklarını tümüyle çiğnenmiştir. Tek tek sıralamak gerekirse;

- Systemair HSK’da işçilerin Anayasal hakkı olan sendikalaşma özgürlüğü engellenmekte,

- Sendika üyesi olan işçilere ayrım yapılmakta,

- Sendika üyesi olan işçilerin sendika üyeliğinden istifa etmeleri için baskı yapılmakta,

- Sendika üyesi olan işçiler tek taraflı ücretsiz izini çıkarılmakta ve bu şekilde fabrikadan uzaklaştırılarak cezalandırılmakta,

- Sendika üyesi olan işçiler (dışarıda bekleyen arkadaşlarına selam verdikleri için) tazminatsız işten çıkarılmakta,

- Fabrika içindeki üretim olağan olmayan bir planlamayla bir başka tedarikçi şirkete kaydırılmakta,

- İşçilerin sendikal temsiliyeti tanınmamaktadır.

Sorunun hala çözümü olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Şirket yönetiminin yapması gereken, tek bir dakika kaybetmeksizin işçilerin sendikal temsiliyetini tanımaktır. Ücretsiz izin uygulaması ayrımsız sona ermeli, atılan işçiler geri alınmalı, sendika ile görüşmeler biran önce başlamalıdır. Systemair HSK’da iş barışını sağlamanın tek yolu budur.

 

BİRLEŞİK METAL-İŞ
Genel Yönetim Kurulu

Kıdem tazminatlarımıza yönelik tehdit yakınlaştı.

TBMM yaz tatiline girerken aceleyle çıkartılan 11. Kalkınma Planı içinde kıdem tazminatlarımızın fona devredilmesi ifadesi de yer aldı.


Kıdem tazminatlarımıza yönelik tehdit yakınlaştı.

TBMM yaz tatiline girerken aceleyle çıkartılan 11. Kalkınma Planı içinde kıdem tazminatlarımızın fona devredilmesi ifadesi de yer aldı. Kabul edilen 11. Kalkınma Planında yeralan ifade aşağıdaki gibidir; "Bireysel emeklilikteki otomatik katılım sistemi sistemde kalış süresi ve fon tutarını artıracak şekilde yeniden düzenlenecek ve bireysel hesaplara dayalı kurulacak kıdem tazminatı fonu ile entegre edilecektir"

Bunun açık ifadesi kıdem tazminatlarımız, Bireysel Emeklilikle birleştirilmek adı altında iç edilecek demektir. Muhalefet tarafından metinden bu cümlenin çıkarılması için yapılan öneri ne yazık ki AKP ve MHP milletvekilleri tarafından reddedilmiştir.

Bu gelişme kırmızı alarm demektir ve tehlikenin iyice yaklaştığını göstermektedir. Sendikamız için “kırmızı gömleklerimizi” giymenin zamanı gelmiştir.

Çünkü neredeyse yüzyıla yakın zamandan beri elimizde olan bir hakkımıza el konulmak istenmektedir. Oysa bu hak bizden önceki kuşakların büyük mücadelelerle adeta söke söke elde ettiği, geliştirdiği ve elimizde kalan son kalemizdir.

  • Kıdem tazminatlarımız bizler için birikmiş emeğimizin kısmen karşılığıdır.
  • İşverenlerin keyfi işten çıkarmalarına karşı caydırıcı bir etkendir.
  • İşçilerin yıpranmışlığının bedeli ve liyakatının karşılığıdır.
  • İşsiz kalan işçinin bu zor döneminde geçimini teminetmesi için bir dayanaktır.
  • İşçinin emekliliğinde aldığı bir ikramiye gibidir.
  • Ücretlerin son derece düşük olduğu ülkemizde ücretin ödenmeyen kısmıdır.

Şimdi bizden bütün bu kazanımlarımızdan vazgeçmemizi ve tazminatlarımızın fona devredilerek hiç edilmesini onaylamamızı bekleyenlere gereken en sert cevabı vereceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.

İşvereni kıdem tazminatı vermekten kurtaran, işçinin işten çıkartıldığında kıdem tazminatı almasını engelleyen, üstelik en az 15 yıl bu tazminatı almaktan alıkoyan veya ancak emekli olduğunda yararlanabileceği ve bunu da miktar olarak şimdiki miktarın üçte biri oranında elde edebileceği bir sadakaya dönüştüren bu tasarıyı şiddetle reddediyoruz.

Amaçları bellidir; İşverenleri yük olarak gördükleri kıdem tazminatından kurtarmak ve işçilerin bu hakkını da gasp ederek tamtakır ettikleri kasalarına yeni kaynak yaratmak.

Buna müsaade etmeyeceğiz. DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikası olarak kıdem tazminatlarımızın yok edilmesi anlamına gelecek bu fon hazırlığı karşısındaki tavrımız çok nettir ve bu kararlılığımızı tüm kamuoyu nezdinde hatırlatmayı bir görev addediyoruz.

 

BİRLEŞİK METAL-İŞ
Genel Yönetim Kurulu


 

Onursal Genel Başkanımız Kemal Türkler’in öncülüğünde gerçekleşen Şanlı 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin 54’üncü yılında, konfederasyonumuz DİSK’in çağrısıyla İstanbul Kadıköy’deki Yoğurtçu Parkı’nda basın açıklaması ve anma gerçekleştirildi.

Etkinliğe Genel Başkanımız Özkan Atar, genel merkez yöneticilerimiz, şube yöneticilerimiz, temsilcilerimiz, uzmanlarımız ve toplu sözleşme hakları için 56 gündür onurlu grevlerini sürdüren Mersen işçileri katıldı.

“Yaşasın onurlu grevimiz” sloganıyla parka giren Mersen grevcileri, alkışlarla karşılandı.

Açıklamada, “Şanlı 15-16 Haziran’ın izinde ekmek, adalet ve hürriyet mücadelesine!” başlıklı bildiriyi, konfederasyonumuz DİSK’in Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu okudu. Çerkezoğlu, şunları söyledi:

“Bu şanlı direnişi nesilden nesle Türkiye işçi sınıfına anlatmak hepimizin görevidir. Çünkü 15-16 Haziran yalnızca anılması gereken bir “tarih” değildir. 15-16 Haziran içinden geçtiğimiz karanlık dönemden çıkış için yolumuzu gösteren bir işaret fişeğidir.

Bugün 15-16 Haziran direnişinin izinde ekmek, adalet ve hürriyet mücadelesini büyütme kararlılığımızı ifade etmek için bir aradayız. Türkiye işçi sınıfı olarak 15-16 Haziran direnişinde gösterilen birliği, dayanışmayı ve mücadeleyi örgütlemek zorundayız. Çünkü bize bir kez daha sömürü, adaletsizlik ve kölelik dayatılıyor.

Türkiye işçi sınıfı bu adaletsiz düzeni kendi elleriyle değiştirebilir.

Ülkenin tüm değer ve güzelliklerini üreten bizler 15-16 Haziran direnişinin ışığında birleştiğimizde ve mücadele ettiğimizde hiçbir kuvvetin bizi yenemeyeceğini biliyoruz.

Türkiye işçi sınıfı DİSK çatısı altında birleşmeye, 15-16 Haziran direnişinin izinde mücadeleye çağırıyoruz!”

Açıklamanın ardından kitle, sloganlarla 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nde üç işçinin katledildiği alana yürüdü. Yaşar Yıldırım, Mustafa Bayram ve Mehmet Gıdak adlı işçilerin anısına saygı duruşunda bulunuldu ve öldürüldükleri alana karanfiller bırakıldı. Anma, “Direne direne kazanacağız”, “İnadına sendika inadına DİSK”, “Yaşasın 15-16 Haziran Direnişimiz” sloganlarıyla sona erdi.

 

Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan, İzmir Şubemize bağlı HMS Makina işyerinde, greve saatler kala anlaşma sağlanmasının ardından, bugün Genel Başkanımız Özkan Atar, Genel Sekreterimiz Ali Çeltek ve şube yöneticilerimiz, fabrikayı ziyaret ederek, toplu iş sözleşmesinin ayrıntıları ve elde ettiğimiz kazanımlarla ilgili üyelerimizi bilgilendirdi.

HMS Makina’da 6 ay süren toplu pazarlık sürecinde anlaşma sağlanamamış, bunun üzerine sendikamız bugün (5 Haziran) greve çıkma kararı almıştı. İşverenin talebi üzerine dün (4 Haziran) sendikamız ile fabrika yönetimi arasında bir görüşme gerçekleştirildi. Dün sabahın erken saatlerinde başlayan ve gece geç saatlere kadar süren görüşmelerin sonunda üyelerimizin taleplerinin önemli ölçüde karşılanması üzerine anlaşma tutanağı imzalandı.

Kazanan; aylardır direnen, sendikasına güvenen ve kararlı bir mücadele yürüten HMS Makina işçisi oldu.

Toplu iş sözleşmesinin HMS Makina işçilerine, sendikamıza ve Türkiye işçi sınıfına hayırlı olmasını diliyoruz.